Şalgam meşrubat (içecek) olarak asırlardır toplumumuz tarafından bilinen, içilen ve sevilen bir üründür.
Özellikle güney, güneydoğu ve Batı Anadolu olmak üzere ülkemiz genelinde yaygın olarak tüketilmektedir.
Şalgamın ana maddesi olan mor havuç, içerdiği çeşitli mineraller (demir, selenyum, kalsiyum, potasyum, iyot) ve vitaminler açısından zengindir.
Şalgam mayalanmasında önemli rol oynayan kepekli buğday kırıntısı (buğday setiği) B1 niasin, B2 ve B12 vitaminleri açısından çok zengindir.
Mor havuç ve kepekle birlikte acı süs biberi, tuz ve suyun dengeli karışımı belli sabit ısılı ortamda 30-40 günlük fermantasyon sonucu olgunlaşır.
Ancak ortamda tuz bulunması nedeniyle alkole dönüşmemesi şalgamın en önemli özelliğidir.
Şalgam içildiğinde mide mukozası üzerine yaptığı sitoprotektif ( hücre koruyucu ) ve stimülan (sekresyon arttırıcı) etkiler nedeniyle artan asit ve pepsin salgısı sindirimi kolaylaşır.
Bağırsaklarda emilen buğday kepeği ve şalgam havucunun vitamin ve mineralleri tüm vucut üzerinde antiaksidan etkisi yapar.
Bu özelliği nedeniyle doğu ve güneydoğu asya’da birkaç yıl önce salgın halinde görülen SARS hastalığında şifa verici etkisi nedeniyle şalgam yoğun olarak kullanılmış ve olumlu etkileri gözlenmiştir.
Şalgam içilmesi vücudun sıvı ihtiyacını karşılar, her türlü yemeğin yanında zevkle içilir vücutta belirli bir dinlenmişlik, ferahlık, yorgunluk ve stresten arınmışlık ve rahatlama hissine yol açar.
Bu nedenle sofralarımızın yararlı ve doğal bir tamamlayıcısıdır.
Meşrubat olarak içilmesinin yanında da ikram edilen misafiri de memnun eden şalgamı tanıtma, içme ve tavsiye etme görevi de bizlere düşmektedir.